2 Kasım 2018 Cuma

Ciltteki Gözenekleri sıkılaştırmak için yapılması gerekenler


Gözenekler, cildin dışarıdan nefes almasını sağlayan hücrelerdir. Gözenekler dolduğunda, ciltte kirlenmeler meydana gelir ve cildinizde delik deşik bir görüntü oluşur. Bu kötü görüntünün oluşmaması için gözenekleri sıkılaştırmak gerekir. Gözenek sıkılaştırma konusunda bilgi sahibi değilseniz, sizler için araştırdığımız gözenek sıkılaştırma yöntemlerini deneyebilirsiniz.

Genişlememiş olan cilt gözenekleri cildin estetik görünümünün kaybolmasına neden olur. Bu nedenle cildinizin gözenekleri açılmadan önce cilt temizliğine özen göstermeniz gerekir.

Cildinizdeki gözenekler neden genişliyor?

Cildimizdeki gözenekler, cildin nefes almasını sağlamak için bulunan hücrelerdir. Gözenekler sağlıklı bir şekilde nefes aldıklarında, cildiniz daha parlak ve canlı olacaktır. Bu nedenle cildinizde gözenekler tıkalı bir şekilde bırakılmamalı muhakkak gözenek temizliğine dikkat edilmelidir.

Cilt tipinize göre ürünler kullanarak, cildinizi düzenli olarak temizlediğiniz takdirde gözenekleriniz açılmayacaktır. Rutin cilt temizliği uyguladığınızda gözeneklerinizi sıkılaştırmak için ekstra bir zahmette bulunmanıza gerek kalmaz. 

Ancak gözeneklerinizi sürekli kirli bir şekilde bırakıyor ve cilt temizliğine dikkat etmiyorsanız, cildinizdeki gözenekler açılacaktır. Dolayısıyla her yerde gözeneklerinizi sıkılaştırmak için her türlü yönteme başvurmak zorunda kalırsınız. Ancak gözenek sıkılaştırma yöntemlerini ararken, bu yöntemlerin içerisinde kaybolmanıza gerek yok.

Size vereceğimiz gözenek sıkılaştırma yöntemleriyle kolay bir şekilde açılmış gözeneklerinizi sıkılaştırabilirsiniz.

İşte sizler için araştırmış olduğumuz gözenek sıkılaştırma yöntemleri…

Limon suyu 

Limon suyu, doğada gözeneklerin sıkılaştırılması için kullanılan en doğal nimetlerden bir tanesidir.  Limon suyu gözenekleri sıkılaştırmanın yanı sıra gözenekleri temizlemeye de yardımcı olur. 

Nasıl uygulanır?

Limonu direk olarak gözeneklerinizin üzerinde gezdirebilir, gözeneklerinizin sıkılaşmasına yardımcı olabilirsiniz.

Buz yöntemi 

Gözenekleri sıkılaştırmak için buz yöntemini deneyebilirsiniz. Buz soğuk bir uygulama yöntemi olduğu için ciltte şok etkisi yaratır.  Cildinizde buzu gezdirerek, gözeneklerinizi sıkılaştırabilirsiniz.

Ölü derileri temizleyin

Cildinizin üzerinde biriken ölü deriler, gözeneklerinizin açılmasına neden olabilir.  Cilde düzenli olarak uygulanan scrup ve cilt temizleme yöntemleri cilt üzerindeki ölü derilerin temizlenmesine yardımcı olabilir. o nedenle cildinizdeki ölü derileri en az haftada bir kere temizleyerek,  gözeneklerinizi sıklaştırabilirsiniz.

Cildinize uygun tonik 

Cildinize uygun cilt bakım ürünlerini seçerek, temizleyici tonikler kullanmak gözenek sıkılaştırma yöntemlerinin en önemli unsurları arasında yer almaktadır. Düzenli olarak temizlenen cilt, ve cildinize uygun tonikler, gözeneklerinizin hızlı bir şekilde sıkılaşmasını sağlamaya yardımcı olur.
Bu yöntemlerin haricinde evde uygulayabileceğiniz doğal yöntemlerle de gözeneklerinizi sıklaştırabilirsiniz.

İşte evde uygulayabileceğiniz gözenek sıkılaştırıcı maskeler…

Kil maskesi yöntemi

Kil, gözenek sıkılaştırıcı etkisi ile bilinir. Kil maskesini haftada en az bir kez uygulamak, gözeneklerinizin sıkılaşmasına yardımcı olur. 

•    2 yemek kaşığı kil 
•    1 yemek kaşığı zeytinyağı 
•    1 yemek kaşığı limon yağı 

Nasıl hazırlanır?

Tüm malzemeleri sodanın içerisine alın ve iyice karıştırın. Daha sonra karışımı cildinize sürün 15 dk bekletin. 15 dk sonunda cildinizi ılık su ile yıkayabilirsiniz.

Bal limon maskesi 

Limon suyu da gözeneklerinizi sıklaştırmaya yarayan bir diğer yöntemdir. Bal limon maskesini haftada bir kere uygulamak gözeneklerinizi sıklaştırmaya yetecektir.
1yemek kaşığı bal 
2 yemek kaşığı limon suyu 

Nasıl uygulanır?

Tüm malzemeleri bir kabın içerisinde karıştırın. Homojen kıvama geldiğinde yüzünüze sürme işlemine geçin. Bal limon karışımını yüzünüze sürdüğünüzde cildiniz gerilmeye başlıyorsa yıkama zamanı gelmiş demektir. Ilık su ile cildinizi durulayabilirsiniz. Bu maske cildinizde tonik etkisi yaratacaktır.

Kuru fasulye yöntemi

2 avuç kuru fasulye blendırdan geçirilerek ya da öğütülerek un haline getirilir. Toz haline gelen fasulyeleri, deniz süngerini önce çok az gül suyuna sonra bu toza batırarak yüzünüze hafif şekilde ovalanarak uygulanır. Bu yöntemle en az 2 ayda yüzünüz sıkılaşacak kötü görünüm ortadan kalkacaktır.
Paylaş:

Evde cilt bakımı


Cildiniz parlak olsun, canlı gözüksün, kusursuz olsun istiyorsunuz.Peki, bu istekleri satın aldığınız kremler ve maskeler tek başına yerine getirebiliyor mu? Güzel bir cilt için evde kendi imkânlarınızla da bakımınızı yapabilirsiniz.

Her şeyin başı temizlik

Cilt bakımının ilk maddesi cildin her daim temiz tutulmasıdır. Makyaj yapmıyorolsanız bile günlük hayatta kirli havadan olumsuz etkilenen cilt her akşam temizlenmelidir. Nasıl ki eve geldiğinizde ellerinizi sabunlayıp yıkıyorsanız, cildinize de her zaman aynı hassasiyeti göstermeniz gerekiyor. Bu temizleme işlemi için illa kimyasal piyasa ürünleri şart değildir. 

Temizleme jellerine muadil olarak evde hazırlayabileceğiniz basit bir tarif bulunuyor. Yarım limonun suyu, yüzünüzü temizlemeye büyük ölçüde yardımcı olur. Eğer hassas bir cilt yapınız varsa, limon suyunun içine bal ekleyerek içeriğini yumuşatabilirsiniz. Karışımı pamuk yardımıyla cildinize hafifçe bastırarak sürün. Bu bakım yöntemi cildinizi ferahlatabilecek ve canlandırabilecektir. 

Doğal peeling

Peelingin amacı ciltteki ölü deriyi atarak parlak bir görünüme kavuşturmaktır. Bunun için kullanabileceğiniz ürüniseher evde bulunan toz şekerdir. 2 tatlı kaşığı toz şekere bir miktar zeytinyağı gezdirerek elde ettiğiniz karışımı elinizle cildinize uygulayabilirsiniz. Bu işlem sırasında cildinizi çok yormadan hafifçe bastırmanız önemli. Toz şekerin taneleri cildinizi canlandırırken zeytinyağı kaybedilen nemi sağlayacaktır. Eğer çok kuru bir cilde sahipseniz peeling uygulamasını çok sık yapmamanızı tavsiye ederiz.

Salatalık

Bilindiği gibi salatalık su oranı çok yüksek bir besindir. Lezzetinin yanında, inanılmaz derecede sağlıklı bir bakım ürünü olarak da kullanılabilmektedir. Salatalığın suyunu sıkıp bir pamuk yardımıyla cildinizi temizleyerek nemlendirebilirsiniz. Bunun yanında suyunu tamamen çıkarmak yerine salatalığı rendeleyip püre haline getirebilir, yüzünüze maske olarak sürüp 10 dakika bekledikten sonra suyla temizleyebilirsiniz. Salatalık içerdiği vitaminler sayesinde cildinize taze bir görünüm sağlayacak ve gereken nemi geri kazandıracak.

Bal tarçın ikilisi 

Bal ve tarçın bir araya geldiklerinde inanılmaz bir cilt bakım ürünü oluşturur. Yaklaşık 2 tatlı kaşığı bala bir miktar toz tarçın ekleyin, iyice karıştırıp temizlenmiş yüzünüze masaj yaparak uygulayın. 10 dakika yüzünüzde bekleyen karışımı ılık su ile yavaşça temizleyin. İlk seferde bile cildinizin pamuk gibi olduğuna ve düzenli yaptığınızda yüzünüzdeki sivilcelerin iyileşmeye başladığına şahitlik edebileceksiniz. 

Paylaş:

Zeytinyağı alırken nelere dikkat edilmeli?


Zeytin bahçelerinde yeni hasat dönemi hareketliliği başladı. Yeni sezon ürünleri raflardaki yerlerini almaya başlarken Türkiye’ye uluslararası yarışmalarda da ödüller kazandırmış zeytinyağı markası Nova Vera’nın kurucusu Bahar Alan, zeytinyağı satın alırken dikkat edilmesi gereken kriterleri sıraladı. Zeytinyağının bekledikçe bozulan bir ürün olduğuna dikkat çeken Alan, “Aldığınız ürünü 2 ay içinde tüketin” dedi.
ERKEN HASAT VE SOĞUK SIKIM
İlk olarak satın alınacak zeytinyağının üretim tekniğinin incelenmesi gerektiğine dikkat çeken Alan, “Erken hasat ve soğuk sıkım özelliğini arayın. Zeytinyağını mucize besin yapan, onun sağlığa faydalı bileşenleri yani ‘polifenol’ içeriğidir. Polifenoller erken hasat döneminde en yüksek düzeydedir, ağaçtaki zeytin olgunlaştıkça polifenolü azalır, içindeki yağ miktarı artar. Zeytinin doğru işlenmesi için ayrıca soğuk sıkım yapılması ve mümkün olduğunca az su kullanılması gereklidir. Çünkü polifenoller, uçucu ve suda çözünür yapıdadır, sıcak sıkım ve su ile yapılan sıkımlarda kolayca suya karışmakta ve yok olmaktadırlar. Erken hasat edilmiş ürünler soğuk sıkım ile işlendiğinde sağlık için çok faydalıdır” bilgisini verdi.
‘ZEYTİN KOKUSU İSTENMEYEN BİR KOKU’
İkinci olarak zeytinyağının satın alınmadan önce koklanması gerektiğini dile getiren Alan, “Zeytin kokusu sanılanın aksine zeytinyağında istenmeyen bir kokudur ve meyvenin fazla beklenerek sıkıldığını anlatır. Kokladığınızda mutlaka meyvemsi bir koku almanız, kötü koku almamanız gerekir. Taze meyve, taze çimen kokularını çağrıştıran ürünleri tercih edin. Pastel boya veya yağlı boyayı çağrıştıran kokular var ise bu yağın beklemiş olduğunu gösterir” dedi.
‘İYİ YAĞ ACILIK VE YAKICILIK HİSSİ OLUŞTURUR’
Üçüncü önemli noktanın zeytinyağının tadı olduğunu belirten Alan, “Zeytinyağını tadın ve dilinizin üzerinde hafifçe hava ile gezdirin. İyi bir zeytinyağının dilinizin yanlarında acılık ve boğazınızda yakıcılık hissi oluşturması gerekir. Bu yakıcılığın asitle herhangi bir ilgisi yoktur, içinde yüksek miktarda antioksidan olduğunu gösterir. Zeytinyağının sağlığa faydası, onarıcı ve gençleştirici etkisi buradan gelir” ifadelerinde bulundu.
Zeytinyağını satın alırken ürünün rengine bakılarak karar verilmemesi gerektiğini söyleyen Alan, “Yağın rengi ürünün kalitesini ifade etmez. Piyasada içerisine belirli maddeler eklenerek rengi değiştirilen hileli ürünler bulunmaktadır. Renk kriteri seçimde yanıltıcı olabilir” uyarısında bulundu.
‘2 AY İÇİNDE TÜKETİN’
Son olarak markası ve etiketi olan ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini ifade eden Alan, şöyle devam etti: “Bu ürünler Tarım ve Orman Bakanlığı’nca onaylı ürünlerdir. Satın alacağınız ürünün etiketini okumadan almayın. Zeytinyağının üretim ya da hasat yılı, dolum tarihi, son kullanma tarihi, coğrafi işaretini, elde edildiği zeytin çeşidini ve bölgesini etiket üzerinde arayın. Dolum tarihi yerine hasat yılını sorgulayın. Satın alacağınız zeytinyağının pet şişe yerine mutlaka koyu renkli bir cam şişede olmasına dikkat edin. Çünkü zeytinyağı şişesinden geçen ışık, ürün içindeki maddelerin çok kısa sürede bozulmasına sebep olur. Zeytinyağındaki asit değerinin düşüklüğü zeytinyağının ne kadar iyi işlendiğine dair iyi bir göstergedir. Yüzde 0.3’ün altında asit değerine sahip zeytinyağları genel olarak iyi kalitededir. En önemlisi ise zeytinyağının bekledikçe bozulup işlevini kaybeden bir ürün olduğunu unutmayın. Tercihen aldığınız ürünü bir iki ay içinde tüketin.”
Paylaş:

1 Kasım 2018 Perşembe

Ağız İçindeki Yaralar İçin Tedavi Yöntemleri


Ağız içinde özellikle yanakların iç kısımlarında çıkan yaralar çoğu insanın hayatında rahatsızlık veren esrarengiz ağız ülserleridir. Çünkü ağzınızdaki yaralara neyin neden olduğu tam olarak bilinmemektedir. Yanağınızı / ağzınızı ısırmak, sürtünme, stres, genetik ve hatalı bir bağışıklık azalması neden olabilir.

Önceleri bir kırmızılık olarak başlar daha sonra ortası beyaz veya sarı iltihap oluşur. Peki bu durumda yaraları geçirmek için ne yapabilirsiniz?

1. Uyuşturma Spreyi

Nane ve okaliptüs uçucu yağının her ikisi de anti-enflamatuar özelliklere sahipken, aynı zamanda anti-mikrobiyal ajanlar olarak çalışır (bu nedenle enfeksiyon olasılığını azaltır) yara çevresindeki dokuları sıkılaştırmaya yardımcı olan büzücüler, şişme veya potansiyel sıvı birikiminden kaynaklanan daha fazla rahatsızlığı giderir. Bu yağların her ikisinin de soğutma özellikleri sinir uçlarını da uyuşturabilir.

İhtiyacınız olacak malzemeler

-2 çorba kaşığı zeytin ya da üzüm çekirdeği yağı
-10 damla nane esansiyel yağı
-8 damla okaliptüs esansiyel yağı

Yapılışı

Zeytin veya üzüm çekirdeği yağını bir cam şişe içine dökün, esansiyel yağları ekleyin. Şişeyi kapatın ve iyice çalkalayın. Ağrıyan yerine üzerine doğrudan püskürtün. Her kullanımdan önce çalkalayın.

2. Papatya Çayı Poşeti

Papatya, uykuyu getirmek, gevşemeyi teşvik etmek ve sindirime yardımcı olmak için en yaygın olarak kullanılan birkaç bitkiden biridir. Bisabolol veya levomenol adı verilen kimyasal bir bileşik, Alman papatyası içinde doğal olarak bulunur ve enflamasyonu azalttığı ve ayrıca antiseptik özelliklere sahip olduğu gösterilmiştir. Bu özelliklerin ikisi de, ağız yaralarının ağrısını azaltmaya ve potansiyel olarak iyileşme sürecinin hızlanmasına yardımcı olur.

Papatyayı demleyin veya poşet çay ise sıcak suya batırın. Günde iki kez 5-10 dakika boyunca ağzınıza gargara yapın.

3. Adaçayı

Adaçayı, mutfak dünyasında yaygın olarak kullanılır ve aynı zamanda homeopatik tıpta ve ev ilaçlarında yıllardır yaygındır. Ağız yaraları için de çok etkilidir.

Kurutulmuş adaçayı kullanıyorsanız, suyunu kaynatın ve otları 10 dakika kadar demleyin. Süzülen su ile 1 dakika ağzınızı çalkalayın.

4. Karanfil Yağı Pamuk Topu

Karanfil yağı, güçlü bir ağrı kesici olan eugenol içerir ve hastaları rahatlatmak için yıllardır diş hekimleri tarafından kullanılmaktadır. Eugenol bugün hala kullanılmaktadır.

İhtiyacınız olacak malzemeler

1/2 çay kaşığı zeytinyağı
-4-5 damla karanfil uçucu yağı
-Top pamuklar
su / tuzlu su

Temizlemek için ağzınızı ılık su veya tuzlu su ile çalkalayın. Karanfil yağını zeytinyağıyla karıştırın ve bir pamuk topunu ıslatın. Uyuşukluk için pamuk topunu 5-8 dakika boyunca doğrudan yara bölgesine uygulayın.

5. Yoğurt yiyin

Yoğurt, fermente bir üründür. Bakteriyel fermantasyon ile üretilir, yani karbonhidratları organik asitlere dönüştürmek için bakteri veya maya kullanılır. Dünya çapında beğenilen bakteri bakımından zengin bir maddedir. Bağırsak florasına iyi geldiği gibi ağzınızdaki bakterileri dengeler.

Günde en az 1 yemek kaşığı 3 kez yiyin.
Paylaş:

Dudak çatlaması nedir? Dudak çatlamasının nedenleri ve tedavisi

Mevsim geçişlerinde özellikle sonbahar ve kış aylarında sıklıkla görülen dudak çatlaması nedir? Dudak çatlamasının nedenleri ve tedavisi hakkında merak ettikleriniz haberimizde...

Sık sık çatlayan dudaklar hem görünüş açısından rahatsızlık verici hem de fiziksel olarak acı verici olabilir. Dudak çatlaması ile ilgili bilmeniz gereken tüm detayları haberimizde bulabilirsiniz…
DUDAK ÇATLAMASI NEDİR?
Genellikle soğuk havalarda görülen ve hafif çatlaklardan ağır çatlaklara kadar gidebilen ve ağrılara neden olan bir problemdir. Müdahale edilmediğinde çatlayan dudaklar kanayan yaralara dönüşebilmektedir.
DUDAK ÇATLAMASININ NEDENLERİ
Güneş ışığı en önemli nedenlerden biridir. Özellikle yaz aylarında güneş ışınları vücudumuzdaki nemi buharlaştırarak dudaklarımızı kurutur ve çatlatır. Gün içinde yeteri kadar su tüketilmediğinde hücrelerin susuz kalması dudak kuruluğuna ve çatlaklarına neden olur.
Dudak çatlaması güneş ışığına maruz kalmak veya özellikle çoğu zaman soğuk algınlığı gibi ateşli hastalıklar durumunda ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle hastalığın geçmesi durumunda normale dönebilir.
Dudak çatlaması bazı kan hastalıklarının habercisidir. A, B2 ve B3 vitaminlerinin eksiklikleride dudak çatlamasına neden olur.
Sürekli olarak ıslatılan dudaklar da çatlar. Tükürük çok hızlı buharlaşma özelliğine sahiptir. Sürekli tekrar edildiğinde dudaklarda kuruluk ve yaralar oluşabilir. Birçok diş macunu sodyum loril sülfat isimli bir bileşen içerir. Bu bileşen kuruluğa ve dudaklarda çatlamaya neden olur. Eğer dudak çatlamasından şikayetçiyseniz, başka bir diş macununa geçebilirsiniz.
Genellikle uyurken ağızdan alınan nefes dudak kuruluğuna ve çatlamasına neden olan faktörlerdendir. Burun tıkanıklığı yüzünden ağızdan nefes alan kişilerin dudakları kurur ve çatlar.
Sedef hastalığı ve tiroid yetmezliği de dudak kuruluğu ve çatlamasına neden olur.
Perleş, diyabet, Down sendromu ve kilitis hastalıkları da çatlamaya sebep olabilir.
Bu nedenlere ilave olarak, kullanılan bazı kozmetik ürünleri de dudaklarda çatlamaya sebebiyet verir. Sağlıksız kozmetik ürünleri dudak yapınıza zarar vererek mikrop kapmanıza neden olabilir.

DUDAK ÇATLAMASI NASIL GEÇER?
Eğer dudaklarınızda devamlı olarak çatlama problemi yaşıyorsanız aşağıdakiler sizin için etkili olabilir:
– Güneşli havalarda dışarı çıkarken dudaklarınıza bir nemlendirici ve koruyucu sürün.
– Soğuk, rüzgarlı havalarda ise krem veya eczaneden alacağınız vitaminli dudak stickleri etkili olmaktadır.
– Eğer ruj kullanıyorsanız nemlendirici rujları tercih etmenizde fayda var.
– B vitamini yönünden zengin olan gıdalar bol miktarda tüketilmeli.
– Dudağınızda çatlaklar oluştuktan sonra dudaklarınızı ısırmamalı ve çatlakları koparmamalısınız.
– Dudaklarınızı nemli tutmaya, vücudun susuz kalmamasına dikkat edin, aşırı sıcaktan ve güneşten sakının, yeterli ve dengeli beslenin.
Unutmayın! Dudak çatlamasının tedavisi altta yatan nedeni anlamak ile başlar. Eğer dudak çatlaması sorunundan uzun zamandır şikayetçiyseniz ve dudağınızı yeterince nemlendirmenize ve korumanıza rağmen bunu geçiremiyorsanız, bir dermatoloğa başvurun.

Paylaş:

Dudak Çatlaması İçin Vitaminler


Dudak çatlaması, dudakların nemini kaybetmesi sonucunda oluşur. Belirtileri kuru, kızarmış, acıyan ve yüzeyi çatlak şeklinde görünen dudaklardır. Çatlamış dudaklar gülünce, gülümseyince, konuşunca veya yemek yerken açılıp kanayabilirler. 


Dudak çatlamasının kesin sebebi değişebilse de sigara dumanı, güneşe ve rüzgara maruz kalmak, kuru hava, soğuk hava, dudakları çok fazla yalamak, ilaçlar, sağlık problemleri, susuz kalmak, dudak enflamasyonu ve besin maddesi eksiklikleri neden olabilmektedir. Sebebi sonuncusu ise dudak çatlaması için vitamin alınması sorunu çözebilir. Böylece dudakların hasar görmesi önlenebilir ve sağlıklı kalabilirler.
Dudak çatlaması için vitaminlerden ilki A vitaminidir. Yağda çözünen bu vitamin bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ve toksinlerden, virüslerden, enfeksiyonlardan, kirli maddelerden koruyarak dudakları kurutabilecek hastalıkları önler. A vitamini ayrıca yumuşak dokuların üretimine yardımcıdır, deri hücrelerinin büyümesini destekler ve sebase bezlerin doğal bir yağ olan sabum üretimine yardımcı olur. A vitamininin önerilen dozları erkekler için 900 mcg, kadınlar içinse 700 mcg’dır. Süt, brokoli, kara lahana, kabak, yumurta, tatlı patates ve havuç A vitamini içeriği yüksek gıdalardandır.
B-3 vitamini, niyasin olarak da bilinen, suda çözünen bir vitamindir. Nemi dokuda tutmaya yardımcı olduğundan dudak çatlaması için vitamin olarak alınabilir. Ayrıca çatlamış dudakların acısını azaltır, kan ve oksijen iletimini artırarak iyileşme sürecine yardımcı olur. Önerilen dozu erkekler için 16 mg, kadınlar içinse 14 mg’dır. Tavuk eti, mercimek, kahve, tam tahıllı ekmek, somon ve yer fıstığı B-3 vitamini içeriği yüksek olan gıdalardandır.
Kobalamin olarak da bilinen B-12 vitamini çatlamış dudakları tamir eder, iyileşme sürecine yardımcı olur, dudakları nemlendirir ve ayrıca anemi riskini düşürür. Önerilen dozu yetişkinler için 2.4 mcg’dır. Yumurta, yağsız süt, hindi eti, tavuk eti ve somon B-12 vitamini açısından zengindir.
Çinko bağışıklık sistemini güçlendiren bir mineraldir ve dudakları çevresel faktörlerden korur. Hücre büyümesine yardımcı olarak ve nemlendirerek de dudakların iyileşmesine yardımcıdır. Önerilen dozu erkekler için 11 mg, kadınlar için 8 mg’dır. Çinko içeriği yüksek gıdalar arasında sığır eti, tavuk ve hindinin siyah etleri, çedar peyniri, süt, badem, yer fıstığı, nohut ve meyveli yoğurt bulunur. Eğer dudaklar gece kuruyorsa, yatmadan önce çinko oksit merhem sürmek gece boyu korunmalarına yardımcıdır. 
Paylaş:

Lipom nedir?


Genellikle ense, sırt, kollar ve bacaklarda ortaya çıkıp cildin altında bir yumru gibi ele gelen yağ bezelerine lipom denir.


Yağ dokusu içeren herhangi bir vücut bölgesinde oluşabilir. Kıkırdaksı kapsülü olan lipom, iyi huylu tedavi edilebilir bir kitle çeşididir.
En sık görüldüğü yer, iki omuzun arasındaki kısım ve ense bölgesidir. Ayrıca kasıklarda da görülür.

SIKILARAK ÇIKARILMASI TEHLİKELİDİR

Bu kitlelerin elle sıkılıp çıkartılmaya çalışılması ise, bezenin büyümesine ve iltihaplanmaya neden olarak daha ciddi tablolara yol açabilir.

AĞRISIZ ŞİŞLİKLERDİR

Lipomlar, deri ile kas arasında bulunan yumuşak, hareketli, ağrısız, yuvarlak, yavaş büyüyen iyi huylu şişliklerdir. Neden oluştuğu konusunda kesin bir görüş birliği yoktur ama 20 ile 40 yaş aralığında sıklıkla görülür.

TEDAVİ YÖNTEMİ

Yağ bezelerinin çoğunun tedavi edilmesine gerek yoktur. Ancak yerleşim yerlerinden dolayı kozmetik soruna neden oluyorsa, boyutlarında hızlı artış varsa veya iltihap kapmışsa çıkarılmaları gerekir.

Yağ bezesini çıkartma işlemi steril koşullarda ve hastane ortamında yapılmalıdır. Bu işlem istisnai durumlar dışında lokal anestezi ile yapılıp, hastanın hastaneye yatmasını gerektirmez.
Cerrahi müdahale, o bölgenin uyuşturulmasını takiben küçük bir kesi yapılıp kitlenin kapsülüyle beraber çıkartılması ile gerçekleştirilir.
Paylaş:

Yaşlanma Göz Çevresinden Başlıyor

Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Aşkar, göz çevresinin doğal yaşlanma sürecinde kırışıklıkların en fazla kendini gösterdiği hassas bölgelerin başında geldiğini ifade ederek, yaşlanma sürecini durdurmanın mümkün olmadığını, ancak yavaşlatılabileceğini bildirdi.
Doç. Dr. İbrahim Aşkar yaptığı yazılı açıklamada, göz çevresinin, hem mimiklere hem de doğal yaşlanma sürecine bağlı olarak kırışıklıkların en fazla kendini gösterdiği hassas bölgelerin başında geldiğini belirtti.
Yaş takıntısı olanların gerçek yaşının ortaya çıkmasına yol açan göz çevresi ve boyun kırışıklıkları ile mücadele konusunda çeşitli yöntemler bulunduğunu kaydeden Aşkar, gözlerin sürekli kısılması, sinirli veya stresli iken yüz ve alın mimiği kullanmanın göz çevresindeki kırışıklıkların oluşumunu hızlandırdığını vurguladı.
Kırışıklıkların önüne geçmek için kozmetik firmalarının her gün yeni ürünler piyasaya sürdüğünü aktaran Aşkar, içinde peptit, DMAE, hyalüronik asit, yeşil çay özü, alfa lipoikasit gibi maddeler bulunan ürünlerin göz çevresinin kırışıkları ile mücadelede faydalı olabileceğini kaydetti.
Aşkar, göz çevresi kırışıklarına karşı unutulmaması gereken ve yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı:"Doğal yaşlanma sürecini durdurmak mümkün değil ama yavaşlatılabilir. Genç yaşlardan itibaren göz çevresine takviye amaçlı ürünler kullanın. 
Konuşurken gözlerinizi kısmayın. Gözlerinizi kısmanıza sebep olan ve göz kusurunuz varsa doktorunuzun verdiği gözlük veya lensi kullanın. 
Konuşurken çok fazla mimikli konuşmayın. Konuşma esnasında mimiklerinizi görmek için ayna karşısında geçip test edin. Nasıl mimikler yaptığınıza görerek ona göre çözüm bulun. 
Yaz-kış mutlaka gözlük kullanın. Böylelikle göz çevresini ışınlardan korumuş olursunuz. Göz makyajı yatmadan mutlaka silinmeli. 
Beslenmenize dikkat edip, iyi uyku uyuyun. Aşırı televizyon ve bilgisayara bakmaktan kaçının. En az haftada bir kez göz etraflarına bakım yapıp, dinlendirici maskeler uygulayın."
Paylaş:
> >

Çok Okunanlar

Arşiv

Sponsor

Bumerang - Yazarkafe

Blog Listem

Quantcast

Rastgele

Copyright © pratik sağlık | Site Tasarımı: Hesaplı Site Design by Hesapli Site | Zebra Yayıncılık zebrayayincilik.tk