19 Eylül 2011 Pazartesi

Kulak Çınlaması


Hastanın kendisi tarafından bazen çok nadir de olsa başkaları tarafından da duyulabilen ve baş içinde meydana gelen bir takım seslerdir.

Sümkürme, çiğneme, esneme gibi olaylara eşlik eden sesler normal olarak kabul edilir ve kulak çınlamaları grubuna girmezler. Asıl çınlamalar bir takım hastalıklarla beraber görülenlerdir.
Kulak çınlamasının tipleri: Çınlamalar devamlı ve belirli aralıklarla olabilir. Menşei, iç kulaktaki işitme organında (koklea) veya bunun dışında olabilir. Çınlama, yanlız hastanın kendisi tarafından duyulursa sübjektif, hasta ve çevresindeki şahıslar tarafından da duyulursa objektif olarak adlandırılır. Çınlamalar; bilhassa titreşim yapan (Vibratuar) veya titreşim yapmayan (Nonvibratuar) olarak iki tipte mütalaa edilirler.

Titreşim yapan (Vibratuar) çınlamalar: Bu tip çınlamalar, boğaz ve ağız içindeki bir takım kasların anormal bir şekilde titreşimlerinin ve kasılmalarının neticesi olarak takırtılı sesler hâlinde, bazen başkalarının da duyabileceği bir takım seslerdir.

Kalb damar sistemine ait hastalıklarda da kulak çınlaması görülür. Bunlarda genellikle hasta tarafından ve bazen başkası tarafından da kulakta nabız atması şeklinde ritmik bir sesin husula geldiği duyulurki, hipertansiyonu olanlarda veya âni olarak tansiyon artmalarında bu 'aşikardır. Keza, kulak çevresindeki atardamarlara ait hastalıklarda da nabızla beraber duyulan ritmik sesler vardır. Toplardamarlara ait sesler ise ileri derece düşük tansiyonlu ve kansız kimselerde görüldüğü gibi, devamlı olarak derinden gelen bir uğultu şeklindedir. Kuvvetli beden hareketlerinden sonra bir müddet için, kulakta nabız atması şeklinde bir ses işitmek de mümkündür. Fakat dinlenince geçen bu olay normal bir durumdur.

Titreşim yapmayan (Nonvibratuar) çınlamalar: Bunlar kulak dışında doğan titreşimlerin iç kulaktaki işitme organına erişmesi şeklinde değil de bizzat işitme organının sinirsel kısımlarında çeşitli sebeblere bağlı olarak meydana gelen bozukluklar sonucu ortaya çıkarlar. Meselâ yaşlılıktaki işitmenin azalması ve kaybındaki (Presbiakuzi) çınlamalar böyledir. Yine şeker hastalığı gibi metabolik bozukluklarda, hipertiroidizm gibi hormonal sistem bozukluklarında; kinin, salisilik asit, alkol, nikotin, arsenik, kurşun, fosfor, karbonmonoksit, karbonbisülfat, morfin, atropin ve etilen boyaları gibi ilâçların, kimyasal ve toksik (zehirli) maddelerin vücuda alınmasında; streptomisin, neomisin, kanamisin gibi antibiyotiklerin kullanılmasında işitme organının sinirsel kısımları harabiyete uğramaktadır. Bunun sonucu olarak işitme kayıpları, baş dönmeleri ve bu arada kulak çınlamaları meydana gelebilmektedir.

Kafa travmalarında (çarpmalarında) meydana gelebilen diğer hasarlara işitme organı da iştirak etmişse, devamlı veya âniden yüksek sese maruz kalınmışsa, husûle gelen hasar sonucu işitme kaybı ve kulak çınlaması ortaya çıkmaktadır.

Dış kulak yolunun tamamen kulak kiriyle dolmasında; orta kulak ve iç kulak iltihaplarında; yine iç kulakta damarların genişlemesi ve kan sızdırması, su toplanması gibi hâdiselere sebep olan allerji, lösemi (kan kanseri) gibi hastalıklarda kulak çınlaması bulunabilir.

Ayrıca işitme sinirlerinin bir tümörle baskıya maruz kaldığı durumlarda ve bu siniri de tutan sirengomiyeli gibi sinir sistemi hastalıklarında da kulak çınlaması vardır.
Paylaş:

0 yorum:

> >

Çok Okunanlar

Arşiv

Sponsor

Bumerang - Yazarkafe

Blog Listem

Quantcast

Rastgele

Copyright © pratik sağlık | Site Tasarımı: Hesaplı Site Design by Hesapli Site | Zebra Yayıncılık zebrayayincilik.tk