13 Ekim 2011 Perşembe

Öğrencilerde Kaygı Stres Ve Olumsuz Düşünce


Kısa süreli hafızanın kapasitesini etkileyen en önemli etkenlerden birisi de kaygı ve strestir. Dikkat eksikliği şikayetiyle uzmana başvuran birçok öğrencinin, detaylı bir incelemeden sonra aslında dikkat eksikliği problemi olmadığı, yoğun kaygıdan dolayı dikkatinin dağıldığı ya da dikkatini toplayamadığı gözlendi.
Klinik incelemelerde, öğrencinin detaylı incelenmediği ve takip edilmediği durumlarda sık sık karıştırılan bir durum olan “kaygı-dikkat eksikliği ilişkisi” yüzünden yanlış tedavi görmüş olan birçok öğrenci vardır. Dikkat eksikliği problemi olsun ya da olmasın yoğun kaygı durumu her kişinin kısa süreli hafıza kapasitesini tam olarak kullanmasını engeller. Özellikle sınavlarda ortaya çıkan bu durum maalesef birçok öğrencinin hayatını olumsuz etkilemektedir. Olumsuz düşünceler, olumsuz yaşantılar, aşırı beklentiler ve baskı ortamı yoğun kaygıyı ve stresi ortaya çıkaran etkenlerdir;

· Sizden bir şey beklenmektedir.(Fen Lisesini kazanmak gibi)
· Duruma belirsizlik hakimdir.
· Sonuç sizin için önemlidir.

Dikkat eksikliği şikayetiyle başvuran Aslı’nın, inceleme sonrasında sadece Matematik dersinde ve sınavın Matematik bölümünde yoğun kaygı ve dikkat eksikliği yaşadığı tespit edildi. Derinlemesine yapılan görüşmede Aslı’nın 3. sınıfta olumsuz bir olay yaşadığı tespit edildi. Aslı sınıfın çalışkan öğrencilerinden biridir. Bir Matematik sorusu için Aslı tahtaya kalkar ve soruyu yanlış yapar. Öğretmeni; “Bu soruyu nasıl olur da yapamazsın!” diyerek Aslı’yı hemen tembellerin oturduğu sıraya geçmesi için uyarır. O olay Aslı için travmatik bir etki yaratır ve Aslı günlerce ağlar. Okula gitmek istemez, ders çalışmayı reddeder ve özgüveni düşer. Her ne kadar araya anne girip öğretmenle görüşse de Aslı bu olayın etsinden kurtulamaz. İlerleyen yıllarda özellikle OKS’de (o yıllar ismi öyleydi) yoğun kaygı yaşar ve Anadolu Lisesi’ni kazanamaz. Matematik derslerinde ve sınavlarında kendini huzursuz hisseder ve bu durum tüm çalışmalarını olumsuz etkiler.

Aslı’nın sadece, yaşadığı bu kaygı giderildiğinde dikkatini daha iyi toplamaya başladığı, daha uzun süre ders çalışmaya başladığı ve başarısının gözle görünür şekilde arttığı görüldü.

Düşünceler kolay değişebilir ama yaşadığımız duyguların değişmesi zaman alır. Örneğin her sabah yumurta yemenin kolesterolünüzü artırdığı düşüncesi, uzmanların aksini iddia eden görüşleri sonrasında değişebilir ve siz tekrar her sabah yumurta yemeye başlayabilirsiniz. Ama Fenerbahçe futbol takımı taraftarı iseniz duygularınızın (sevgi ya da kızgınlık) değişmesi zaman alır. Olumsuz duyguların değişmesi ise öncelikle olumsuz düşüncelerin değiştirilmesine bağlıdır.(Beck, Leahey, 1995)

Özellikle sınavlara hazırlanan bir öğrenciyseniz ya da sınava hazırlanan bir öğrenci ebeveyni iseniz sahip olduğunuz bazı düşünce, duygu ya da inançlara dikkat etmeniz var olan kaygıyı ve stresi anlamada size yardımcı olacaktır. Aşağıda hem öğrenci hem de ebeveyne ait olan olumsuz(irrasyonel) düşünce, olumsuz duygu ve inançlara yer verilmiştir. Bunlar ne kadar yoğun ise yaşadığınız ya da yaşacağınız kaygılar o denli yüksek olur. Bu durumda dikkatiniz dağılması, motivasyonunuz düşmesi kaçınılmaz olur.

1. Zihin Okuma: İnsanların düşünceleri hakkında yeterli kanıtınız olmaksızın onların ne düşündüğünü bildiğinizi varsayabilirsiniz.
ÖRNEK: Öğretmenlerim benim aptal olduğumu düşünüyor.

2. Geleceği Okuma: Geleceğe ilişkin kehanette bulunursunuz. Bir şeyler kötüye gidecektir veya ileride bir tehlike vardır.
ÖRNEK: Bu sınavı kazanamayacağım

3. Felaketleştirme: Olmakta olan veya olacak şeylerin sizin kaldıramayacağınız kadar korkunç olacağına inanırsınız.
ÖRNEK: Sınavı kazanamazsam hayatım mahvolur. Sınavı kazanamazsam babam beni öldürür.

4. Etiketleme: Bir bütün olarak özellikleri kendinize veya diğerlerine yüklersiniz.
ÖRNEK: İstenmeyen, sevilmeyen biriyim. Okul çok kötü, Dershane çok kötü.

5. Olumluyu Yok Sayma: Sizin ya da diğerlerinin kazandığı başarılarının önemsiz olduğunu iddia edersiniz.
ÖRNEK: Sınıfta herkes yüksek not almış, senin 95 alman çok önemli değil. Bu senin görevin zaten iyi çalışmak zorundasın.

6. Olumsuz Süzgeç: Hemen hemen sadece olumsuzlar üzerine odaklanırsınız ve nadiren olumluları önemsersiniz.
ÖRNEK: Derslerin hepsi 5 ama Fen dersin 3. Ne anlamı var ki takdir almanın.

7. Aşırı Genelleme: Tek bir olay temelinde bütünsel bir olumsuzluk algılarsınız.
ÖRNEK: İngilizce dersinin tüm konuları gıcık. Beni kimse anlamıyor.

8. Ya Hep Ya Hiç Tarzı Düşünme: Olayları ya da insanları hep ya da hiç olarak değerlendirirsiniz.
ÖRNEK: Ya bu okuldan mezun olurum ya da çekip giderim.

9. “-meli, -malı”: Olayları, basitçe ne olduğuna odaklanmak yerine bir şeylerin nasıl olması gerektiğini gözeterek yorumlarsınız.
ÖRNEK: Kesin 100 almalıyım. Alamazsam başarısızım demektir.

10. Kişiselleştirme: Olumsuz olayları orantısız şekilde kendinize bağlarsınız ve belli olayların başkalarından başkalarından kaynaklanabileceğini göremezsiniz.
ÖRNEK: Evliliğim bitti, çünkü ben başarısızım.

11. Suçlama: Olumsuz duygularınızın kaynağı olarak diğer insanlara odaklanırsınız ve kendinizi değiştirmek için sorumluluk almayı reddedersiniz.
ÖRNEK: Başarısız olmamın tüm sorumluluğu okula aittir.

12. Haksız Kıyaslama: Olayları sizden daha iyi olan başkalarının gerçek dışı standartlarına öncelikli olarak odaklanmak suretiyle yorumlarsınız ve daha sonra karşılaştırma yaparak kendiniz daha aşağıda görerek yargılarsınız.
ÖRNEK: Özlem benden daha zeki,

13. Pişmanlık Eğilimi: Şimdi daha iyi yapabileceğiniz şeyden çok geçmişte daha iyi yapmış olmanız gereken şeylere odaklanırsınız.
ÖRNEK: 20 net yapmalıydım. Daha iyi çalışmalıydım. 100 almalıydım.

14. Ya Olursa?: Olacak şeylerle ilgili “ya olursa” tarzında birçok soru sorarsınız ve cevaplardan asla tatmin olmazsınız.
ÖRNEK: Ya heyecanlanırsam, ya dikkatim dağılırsa, ya başım dönerse, ya zamanı yetiştiremezsem.

15. Duygusal Çıkarsama: Gerçeği yorumlamak için duygularınızın rehberlik etmesine izin verirsiniz.
ÖRNEK: Kız arkadaşımdan ayrıldım,onu özlüyorum, bu yüzden tüm derslerim çok kötü gidiyor.

16. Yanlışlanamaz Hale Getirme: Olumsuz düşüncelerinize ters düşecek herhangi bir kanıt veya iddiayı reddedersiniz.
ÖRNEK: “Başarılı bir öğrenci değilim” denildiğinde “Ama Türkçe sınavından 96 aldın” görüşüne reddederek “Bu benim başarısız olduğumu değiştirmez” diyerek kanıtı görmemek.

17. Yargılamaya/olumsuza Odaklanma: Kendinizi, diğerlerini ve olayları basitçe tanımlamak, kabul etmek veya anlamak yerine iyi/kötü, üstünlük/aşağılık gibi siyah/beyaz değerlendirmeler yaparsınız. Sürekli olarak kendinizi ve diğerlerini keyfi standartlara göre değerlendirirsiniz ve kendinizi ve diğerlerini yetersiz bulursunuz. Diğerleri ile ilgili yargılarınız kadar kendinizle ilgili yargılarınıza da odaklanırsınız.
ÖRNEK: “Sınav sonucum çok kötü.”(Oysa bir sınavın sonucu iyi ya da kötü olarak değerlendirilmez, analiz edilir, sonuçlar arası karşılaştırma yapılır, artılar ve eksiler ortaya konulur, neleri değiştirmemiz gerektiği anlaşılır. İyi ya da kötü değerlendirmesi hem öğrenciler hem de ailelerin en sık yaptığı hatalardan birisidir ve bu düşünce farkında olmadan birçok olumsuzluğun, çatışmanın kaynağını oluşturmaktadır.) “Okul kötü”, “Dershane iğrenç”, “Matematik kötü bir ders gibi”
Paylaş:

0 yorum:

> >

Çok Okunanlar

Arşiv

Sponsor

Bumerang - Yazarkafe

Blog Listem

Quantcast

Rastgele

Copyright © pratik sağlık | Site Tasarımı: Hesaplı Site Design by Hesapli Site | Zebra Yayıncılık zebrayayincilik.tk