21 Şubat 2012 Salı

Çocuklarda Uyku Bozuklukları


Son fizyoloji araştırmaları uykuyla ilgili bilgilerin hem niceliksel, hem de niteliksel açıdan derinleştirilmesine olanak sağlamıştır. Uyku dinlendirme ve güç kazandırma işlevinin yanı sıra duygusal gelişimde de önemli bir rol oynar.

Uyku-uyanıklık ritmi insan yaşamını doğuştan başlayarak belirli bölümlere ayırır. Süreç uykuya dalma evresiyle başlar. Ardından “tam anlamıyla” bir uyku evresi gelir. Bu aşamada daha az derin uyku anları ile daha derin uyku anları birbirlerini izler. En sonunda da uyanma evresine geçilir.


“Derin” uyku, döngülerden oluşmuştur. Her döngü bir REM evresiyle başlar, bunu REM dışı evreler izler. REM dışı evre, REM evresinin altı katı uzunluktadır. Bir döngüdeki evrelerin toplam süreleri yaklaşık 1,5 saattir.

REM uykusu, yani “hafif uyku” düşük voltajlı ve uyanıklık durumundakine benzer bir elektroensefalogramla, hızlı göz hareketlerinin varlığıyla, sıklık ve düzenlilik açısından solunum etkinliği değişikliklerinin eşlik ettiği gevşemiş bir kas tonusuyla (gerginlik) belirlenir.

Rüyalar REM evresinde görülür. “Derin uyku”, yani REM dışı evredeki uyku derinlik açısından birbirinden farklı dört evreden oluşur. Elektroensefalogram geniş voltajlıdır, solunum yavaş ve düzenlidir, hareket etkinliği yoktur.


Çocuk Uykusu
Çocuğun uykusu gerek süre, gerek içerdiği evreler açısından biraz farklıdır. Bir yeni doğan bebek gündüz-gece ayrımı olmaksızın ve düzenli sayılabilecek aralıklarla 16-18 saat uyur. Henüz evrelere ayrışmamış bu derin uykunun süresi bebekten bebeğe küçük değişiklikler gösterebilir.

Uykunun evrimi ile sinir sistemindeki olgunlaşma arasında yakın ilişki vardır. Yaşamın ilk aylarında uykuya dalma tokluk duygusuna, uyanma ise açlık duygusuna sıkıca bağlıdır. Bu durum zamanla beslenme gereksinimlerinden bağımsızlaşır. Çocuğun etkin uyarılara daha açık ve ilgili hale gelmesiyle, uyku bilinçli bir tercihe dönüşür. Yaşamın ikinci yılında çocuğun uyuma sorunları vardır; geceleri sık sık uyanır. Anneyle ilişkilerinde daha fazla isteyici bir tutuma geçebilir ve uykunun yol açtığı ayrılığa dayanamayabilir. İlk iç sıkıntısı belirtileri ve rüyalar bu dönemde ortaya çıkar.

Üç-beş yaş arasında uyku daha düzenlidir. Çocuğun ruhsal ve bedensel sorunları yoksa kolayca uykuya dalar. Bu dönemde hâlâ uykuya gitmenin yarattığı kaygının izlerine rastlansa da çocuk bunun daha kolay üstesinden gelir. Uyku ancak yedi yaş dolayında tam bir düzene girer.

Uyku Bozuklukları
Uyku bozuklukları tablosu geniş ve çeşitlidir. Bu nedenle uykuya dalmada karşılaşılan zorluklar (uykusuzluk, yatağa gitme alışkanlıkları, yatağa gitme fobisi) ve uyku sırasında beliren bozukluklar arasında bir ayrım yapmak gereklidir.

En ciddi sorun saradır. Uyku gerçekten de sara nöbetini kolaylaştırabilir. Bu nöbetlerin en ağır biçimi grand mal (yaygın sara) tipi nöbettir.

Uykunun ortaya çıkışını kolaylaştırdığı başka bazı bozukluklar da vardır. Bunlar daha çok hareket sistemiyle ilgili (kasılma, sıçrama, uyurgezerlik, dişleri kenetleme), duyusal (uykuda konuşma, varsanı, gece korkusu, kâbus görme) ya da otonom sinir sistemiyle ilgili (uykuda idrar kaçırma, soluğun kesilmesi, solunumun sığlaşması) bozukluklardır.

Bu olaylar birbirinden çok farklıdır. Bozukluğun önemi her zaman belirginliğiyle doğru orantılı değildir.

Hareket sistemiyle ilgili olanlar ve duyusal bozukluklar zararsızdır. Buna karşılık ailelerin genellikle önem vermediği, otonom sinir sistemiyle ilgili bozukluklar tehlikelidir. Çocukta bazen ölüme bile yol açabilen bu bozukluklar uyku sırasında büyük bademciklere bağlı solunum yolunun tıkanması ve çok ender görülen beyindeki solunum merkezinin durmasıdır.

• Uyurgezerlik - Erkeklerde daha sıktır. Genellikle uyurgezer bir yakını (baba, amca, dede) olan yedi-sekiz yaşlarındaki erkek çocuklarda görülür.

Çocuk gecenin ilk yarısında kalkar ve yürür; gözleri açık, bakışları sabit ve yürüyüşü dengesizdir. Yürüme bir dakikadan daha az bir süreden yarım saate kadar sürebilir. Çocuk yatağına dönüp sakin bir biçimde uykusuna devam eder ve olan biteni sabahleyin hiç anımsamaz.

Olguların büyük bölümünde uyurgezerlik kendiliğinden kaybolur. Uyurgezerliğin sürdüğü ya da buna başka belirtilerin de eklendiği olgularda, amineptinle ilaç tedavisine başvurmak gerekir. Olguların hemen tümünde etkili olan bu ilaç sıkı hekim denetimi altında kullanılmalıdır.

• Gece korkusu - Sıklıkla 4-12 yaş arasındaki çocuklarda görülür. Çocuk dehşet içinde uyanarak bağırmaya ve ağlamaya başlar. Bakışları bir noktada sabittir. Annesi bile onu yatıştıramaz. Hatta bazen annesini bile tanıyamaz.

Sıklıkla solukluk, terleme ve çarpıntıyla birlikte görülür. Kriz genellikle birkaç dakika sürer. Çocuk kolayca yeniden uykuya dalar ve sabah hiçbir şey anımsamaz.

Gece korkusu genellikle Oidipus kompleksinin belirdiği yaşlarda ve güçlükle denetlenebilen ileri derecede bir iç sıkıntısıyla birlikte görülür. Çocuğun daha etkili ruhsal savunma mekanizmalarını harekete geçirecek yaşa gelmesine değin sürer.

Korku her gece yinelenirse, Oidipus kompleksi döneminden sonra da sürerse ve başka belirtiler de varsa, daha ciddi bir nevroz, hatta psikoz söz konusu olabilir.

• Gece işemesi - Erkek çocuklarda belirgin ölçüde daha çok görülen bir olgudur. Ciddi olgularda 12-13 yaşına değin, hatta daha da uzun sürebilir.

Gece işemesi çocuğun istemsiz bir biçimde idrarını kaçırmasıdır. Çocukta hiçbir idrar yolu hastalığı yoktur. Mesane denetimini hiç kazanmadan ortaya çıkan olgular birincil, bunu kazandıktan soma ortaya çıkan olgular ikincil olarak nitelendirilir.

• Aşırı uyuma - Çocuklukta, 10 yaşından önce ender görülür. Ama ortaya çıktığında özellikle ayırıcı tanı açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir belirtidir. Aşırı uyuma genellikle organik kökenlidir. Buna nörolojik hastalıklar, kafa travmaları, iç salgı sistemi ve metabolizma bozuklukları, karaciğer hastalıkları vb. eşlik edebilir.

Patolojik bir neden dışlandığında, birincil aşırı uyuma söz konusudur. Bu çocuklar bulundukları yaşın gerektirdiğinden daha fazla uyurlar.

• Az uyuma - Böyle bir olguda öncelikle uygun olmayan koşullara (gürültülü ya da çok ışıklı ortamlar, öğün saatlerinin esnek olmayışı ya da beslenme sorunları) bağlı sıradan bir uykusuzluk düşünülmelidir. Dış kaynaklı bu nedenler belirlendiğinde, az uyuma sorunu genellikle kolay çözülür.

Erken yaşta beliren şiddetli uykusuzluk ise, çocuk ne kadar küçük yaştaysa o ölçüde ağırdır. Çocuk huzursuz ya da sakin olabilir. Bozukluk her zaman anne-çocuk, çocuk-ortam ilişkisinde büyük bir rahatsızlığa neden olur. Çocuk psikolojisi bu olgularda uykusuzluk nedenini anne ile çocuk arasında güven verici bir yakınlaşmanın kurulamamasına bağlamaktadır.

Az uyuma hemen müdahale edilmesi gereken ağır bir bozukluktur. Giderilemediği durumlarda önemli zararlara yol açar.

Uykuya Dalmada Güçlük
Küçük çocuklarda uykuya dalma güçlüğü genellikle “yatağa gitmeyi istememe”, geciktirmek için her mazereti kullanma ve inandırıcı stratejilere başvurma biçiminde belirir. Çocuk bir bardak su isteyebilir, yatakta oyuncağıyla oyalanabilir ya da anne babanın anlattığı öyküyü sürekli yineletebilir.

Anne babalar için sıkıntı verici olan bu istekler, çocuğun yatağa gittiğinde ortamın denetimini yitireceği korkusuyla birlikte duyduğu sıkıntının ürünleridir. Dolayısıyla çocuğun isteklerini karşılayarak ve gerekli süreyi tanıyarak, ona güven duygusu verilmelidir. Çocuk kendini huzur içinde hissettiğinde uykuya dalacaktır. Otoriter tavırlar ise o an için görünüşte iyi bir sonuç verebilir, ama uzun vadede psikolojik sorunlara yol açabilir.

Paylaş:

0 yorum:

> >

Çok Okunanlar

Arşiv

Sponsor

Bumerang - Yazarkafe

Blog Listem

Quantcast

Rastgele

Copyright © pratik sağlık | Site Tasarımı: Hesaplı Site Design by Hesapli Site | Zebra Yayıncılık zebrayayincilik.tk