Header Ads

Besin fobisi


Şeftali yiyememek, mantardan korkmak veya limondan tiksinmek gibi fobileriniz belki sağlığınızı doğrudan etkilemiyor ama bu korkuları yenebilirseniz sosyal hayatınızın kolaylaşacağı kesin…

Bir başkası limon yerken bakamayanlar, şeftaliyi görünce kaçanlar, peynirden iğrenenler, mantardan korkanlar… Çeşitli besinlere çeşitli nedenlerle fobisi olanlardan biri olmasanız bile, yakınınızda mutlaka böyle yaşamak zorunda olan yakınınız vardır. İnsan hayatında büyük sorunlara yol açmaması, yenilemeyen gıdanın yerine bir başka seçeneğin konulabilmesi nedeniyle besin fobileri üzerindeki çalışmalar halen teorilerle ilerliyor. Biz de Psikolog Feyza Bayraktar’a bazı besinlerden neden tiksiniyoruz hatta korkuyoruz diye sorduk.


Bazı gıdalara karşı oluşan tepkinin nedenlerinden ilki kültürel faktörler oluyor. Örneğin Çin halkının afiyetle yediği bazı yemeklere biz bakmakta dahi zorlanıyoruz. Bazı kişiler ise aileden öğrendikleri ve atalarından genetik olarak getirdikleri kodlar nedeniyle bazı yiyeceklerden uzak duruyor. Psikolog Feyza Bayraktar, mantardan korkan kişilerin atalarının yaşadığı deneyimler nedeniyle farkında olmadıkları bir zehirlenme korkusu yaşadığını söylüyor.

Hamilelik ve iğrenme

Hamilelik döneminde aşerme ve iğrenme ile ilgili araştırmaların sürdüğünü belirten Psikolog Feyza Bayraktar, “Bir teoriye göre ilk üç ayda çocuğu düşürme riski daha fazla olduğu için anne bilinçsiz olarak, sadece koruma dürtüsü ile zehirleme olasılığı yüksek, çabuk bozulan gıdalardan uzak duruyor. Bazı gıdaları ise özellikle yemek istiyor. Ayrıca ilk üç ayda mide bulantısı ne kadar fazla ise tiksinme de ona bağlı olarak artabiliyor. Örneğin o sabah kalktığında midesi bulanan kadın sofrada beyaz peyniri görünce sadece bu sebepten peynirden tiksinmeye koşullanıyor” diyor.

Şeftali korkusuna sık rastlanıyor

Çocuklukta yaşanan travmalar da besin fobilerinin zeminini oluşturabiliyor. Örneğin adıyla anılan özel bir fobi konusu olan şeftalinin kabuğundaki tüyler insanlara gördükleri anda bir hayvanı çağrıştırabiliyor, dokunulduğunda huylanmaya neden olabiliyor. Çocukluğunda şeftaliye ilk dokunduğunda bu korkuyu yaşayan kişiler, ilerleyen yıllarda bu anıyı hatırlamasalar bile şeftaliden uzak durmayı tercih ediyor. Örneğin tatlı bir meyve beklentisi ile ısırdığı limonun ekşi olduğunu fark eden ve şoke olan çocuk, ilerleyen yıllarda limondan korkabiliyor.

Çocuklukta yaşanan zehirlenmelerin de söz konusu besinden soğumaya neden olduğunu belirten Psikolog Bayraktar, “Özellikle süt, et, yumurta ve balık gibi gıdalar nedeniyle zehirlenme sık görülebiliyor. Bazı çocuklar kendini koruma içgüdüsü ile o gıdayı bir daha ağzına sürmek istemiyor. Ayrıca annenin hamilelik boyunca sevdiği, sevmediği ya da tiksindiği gıdalar da çocuğun bu gıdalara aynı tepkileri vermesine neden olabiliyor” diyor.

Psikolog Bayraktar, bazı insanların ise öngörülmüş iğrenme hali yaşadıklarını, yani ağzına aldığında nasıl bir his uyanacak korkusu ile o gıdadan uzak durduğunu söylüyor. Yeni tatlar denemeye karşı duyulan bu korku aslında önyargıdan kaynaklanıyor ve çocuklarda daha çok görülüyor.

Annelerini oyuna getiren çocuklar

Birçok çocuğun yaşadığı problemin “seçici yemek yemek” olduğunu belirten Psikolog Feyza Bayraktar, “Çocuklar belli yiyecekleri hiç yemiyor, belli yiyecekleri de çok yiyor. Annelerin yaptığı en büyük hata ise çocuğu yemeye zorlamak oluyor. Oysa zorladıkça çocuk o yemekten daha çok tiksinir hale geliyor. Tıpkı uçak korkusu olan insanı zorla uçağa bindirmek gibi...” diyor. Psikolog Bayraktar annelere şu önerilerde bulunuyor: “Örneğin hiç sebze yemeyen çocuğun önüne bir tabak dolusu sebze koymayın. Sevdiği yiyeceğin yanına ya da içine azar azar ekleyebileceğiniz yaratıcı tarifler hazırlayın. Mercimek çorbası görünümlü sebze çorbası ya da sebzeli pizza gibi…”

Yemek istemediği gıdaları yemesi için zorlanan çocuklar, kontrol ediliyor hissi yaşadığı için yemeyi daha fazla reddederek aileyi bununla kontrol etmeye başlıyor, her istediklerini yaptırmak için bu durumu kullanabiliyor. Bu davranışın hem aileyi yönetme ve sözünü geçirme, hem de bireyselliğini ortaya koyma şekli olmaya başladığını belirten Psikolog Bayraktar, “Bir süre sonra sorun yemek olmaktan çıkıyor ancak anneler de bu duruma kolaylıkla kanıyor. Okullarda katıldığım seminerlerde annelere, “Bırakın yemesin, kimse kendini açlıktan öldürmez. O sadece sizi kontrol etmek istiyor” diyorum. Daha kolay oluyor diye televizyon karşısında yedirilmesi de çocuğun ne yediğinin farkında olmamasına ve ilerleyen yıllarda yeme bozukluğu yaşamasına neden oluyor. Sofra ortamının huzurlu olması, çocuğun okul ve dersleri gibi konularda sorguya çekilmemesi yemeğin daha sağlıklı tüketilmesini sağlıyor” diyor.

Kendinize nasıl yardım edebilirsiniz?

Bütün fobilerde olduğu gibi aslında burada da korkulan gıda ile ufak ufak yüzleşmek gerekiyor. Psikolog Feyza Bayraktar, yaşadığı besin fobisinden kurtulmak isteyenlere şu önerilerde bulunuyor: “Maydanozdan iğrendiğinizi düşünelim. Onunla barışmak için önce satın alıp evinize götürün ve ona dokunun. Sonra en sevdiğiniz yemeği pişirin ve içine biraz maydanoz ekleyin. Normalde önerilmese de alışana kadar televizyonun karşısında yemeye başlayın. Ancak sonrasında maydanozun tadına odaklanın.” Yemeğin nerede yenildiğinin de önemli olduğunu belirten Psikolog Bayraktar sözlerini şöyle sürdürüyor: “Daha kaygılı ve obsesif insanlarda yemekle ilgili sıkıntılar daha fazla görülüyor. O nedenle yemeğe karşı görülen o kaygıyı gidermek için daha rahat bir ortamda olmak gerekiyor. Kendinizi daha mutlu hissettiğiniz yerlerde yemek yemek hem kilo kontrolü açısından hem de sorun yaşadığınız yemeklerle aranızı düzeltmek açısından size yardımcı olacak.”

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.