Header Ads

Akıl hastalıkları hakkındaki efsane ve gerçekler

Akıl hastalığı hakkında yanlış bilgilerin ve hastalığı anlamak konusundaki eksikliklerin, psikiyatrik hastalığı bulunan milyonlarca insan için ciddi sonuçları olabilir.
Akıl hastalığı hakkında yanlış bilgilerin ve hastalığı anlamak konusundaki eksikliklerin, psikiyatrik hastalığı bulunan milyonlarca insan için ciddi sonuçları olabilir. Bir organizasyon, akıl hastalığı ile ilgili en yaygın mitleri belirlemek amacıyla, ruh sağlığı uzmanlarıyla bir anket çalışması yaptı. Uygulanan bu ankette ruh hastalıkları konusunda uzman 102 doktordan yanıtlar alındı.
Elde edilen sonuçlar, ruh hastalığı bulunan birçok kişinin bu durumdan utanç duyduğu ve profesyonel yardım almaktan çekindiği yönünde veriler içeriyordu. Uzmanlar bu tip yanlış inanışların ortadan kaldırılmasının, ruh hastalıklarının tespit ve tedavi edilebilmesi için büyük ve önemli bir adım olduğu konusunda görüş bildirmektedir.

Ruhsal hastalıklar hakkında en yaygın 10 inanış
1. Psikiyatrik bozukluklar, kalp hastalığı ve diyabet gibi gerçek tıbbi hastalıklarla bağlantılı değildir. Ruh hastalığı olan kişiler sadece “delidir”.
Gerçek: Beyin bozuklukları, kalp hastalığı ve diyabet gibi bilinen tıbbi hastalıkların, ruh sağlığı ile bağlantısı bulunabilir. Araştırmalar, psikiyatrik bozuklukların genetik ve biyolojik nedenlerden kaynaklanabildiğini göstermektedir ve bunlar çoğu zaman etkin biçimde tedavi edilebilir.
2. Şizofreni gibi ağır ruhsal hastalığı bulunan insanlar, genellikle saldırgan ve tehlikelidir.
Gerçek: İstatistikler, ruhsal problem yaşayan kişilerde rastlanan şiddet oranının, genel nüfus dağılımı içerisindeki şiddet oranından daha yüksek olmadığı yönünde sonuçlar vermektedir. Şizofreni gibi bir psikoz durumu yaşayan insanlarda şaşkınlık, korku veya umutsuzluk haliyle karşılaşılması, şiddet kullanımına kıyasla daha yaygındır.
3. Akıl hastalığı, kötü aile ortamının sonucu olarak ortaya çıkar.
Gerçek: Çoğu uzman, diğer risk faktörleri ile birlikte genetik yatkınlığın, psikiyatrik bir bozukluğun oluşumuna yol açabildiğini kabul etmektedir. Başka bir deyişle, ruhsal hastalıkların aileden gelen fiziksel bir nedeni bulunabilir.
4. Depresyon, bir kişilik zayıflığı ya da karakter bozukluğundan kaynaklanmaktadır. Eğer kişisel olarak yeterli çaba gösterilirse, depresyonu kendi başımıza tedavi etmemiz mümkündür.
Gerçek: Depresyonun kişilerin tembel ya da zayıf olması ile hiçbir ilgisi yoktur. İyileşme, genellikle beyin kimyasının düzeltilmesine ve beyin fonksiyonlarının normale dönmesine yardımcı olacak ilaçlar kullanılmasını ya da telkin tedavisi uygulanmasını gerektirir.
5. Şizofreni kişiliğin bölünmesi anlamına gelir ve kontrol altına alınmasının yolu yoktur.
Gerçek: Şizofreni, genellikle çoğul kişilik bozukluğu ile karıştırılmaktadır. Şizofreni aslında, insanların net ve mantıklı düşünme yeteneklerini kaybetmelerine neden olan bir beyin hastalığıdır. İlaç tedavisi çoğu zaman, bu tip rahatsızlıkları bulunan kişilerin üretken ve normal yaşam koşullarına kavuşmalarına yardımcı olur.
6. Depresyon yaşlanma sürecinin normal bir parçasıdır.
Gerçek: Depresif olmak yaşlılığın normal getirileri arasında yer almaz. Yaşlılarda depresyon belirtileri genellikle faaliyetlerde aksama, uyku bozuklukları ve uyuşukluk gibi belirtilerle ortaya çıkar. Yaşlılarda ortaya çıkan depresyona, çoğu zaman doğru biçimde teşhis konulamaz. Bu yüzden yaşlıların ruh sağlığı problemlerinin tanımlanması ve profesyonel yardım alınması konusunda aile bireylerine önemli görevler düşmektedir.
7. Depresyon ve endişe bozuklukları gibi ruh hastalıkları, çocukları veya ergenleri etkilemez. Bu kişilerin sahip oldukları problemler, sadece büyüyor olmanın etkilerinden kaynaklanmaktadır.
Gerçek: Çocukluk ve ergenlik döneminde ağır ruhsal hastalıklar gelişebilir. Çocuk ve ergenlerin onda birinde tedavi gerektirecek derecede ağır ruhsal rahatsızlıklarla karşılaşılmaktadır. Ancak, bu çocukların sadece yüzde 10 ila 20’si gereken tedaviyi görür. Tedavi edilmediği takdirde, bu tip sorunların daha kötü sonuçlara yol açması mümkündür. İntihar hakkında konuşan her insan ciddiye alınmalıdır.
8. Eğer bir ruhsal rahatsızlık varsa, zaman içinde kendiliğinden düzelecektir. Psikiyatrik rahatsızlık nedeniyle tedavi olmak bireyin "başarısız" ya da “zayıf” olduğu anlamına gelir.
Gerçek: Ciddi bir akıl hastalığı zaman içinde kendiliğinden düzelmez. Sorunları göz ardı etmek de iyileşmeye sebep olmayacaktır. Bu tip rahatsızlıklar cesur olup profesyonel yardım alınmasını gerektirir.
9. Bağımlılık bir yaşam tarzı tercihidir ve irade eksikliğini gösterir. Madde bağımlılığı sorunu olan kişiler “ahlaken zayıf” ya da "kötüdür".
Gerçek: Bağımlılık genellikle beyin kimyasındaki değişiklikler sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Madde bağımlısı olmanın "kötü" insan olmakla ilgisi yoktur.
10. Eskiden "şok tedavi" olarak bilinen elektrokonvülsif terapi (EKT), acı vermeye dayanan barbarca bir yöntemdir.
Gerçek: EKT, ağır ve zayıflatıcı depresyon mağduru olan pek çok kişiye yeni bir yaşam kurabilme şansı sağlamıştır. Bu tip ağır ruhsal tedavilere ancak ilaç kullanımı gibi diğer tedaviler başarısız veya uygulanamaz olduğunda başvurulmaktadır. EKT tedavisi uygulanan hastalar anestezi altında ve derin uyku halinde olduklarından hiçbir şey hissetmezler.
Bu tip yanılgılar ve yanlış bilgiler, özellikleri iyi bilinen tedavi edilebilir hastalıkların insanlara onarılamaz zararlar vermesine sebep olabilir. 
Beyin bozukluklarında uygulanan araştırma aşamasındaki tedaviler, her geçen gün artmakta, gelişmekte ve yaygınlaşmaktadır. Uzmanlar, insanların yaşamını değiştirecek ve onlara ümit verecek tedaviler geliştirilmesi konusunda çalışmalarını sürdürmektedirler.

Zihinsel hastalıkların bedeli

Dünya genelinde ortaya çıkan on hastalıktan dördünü, ruh sağlığı ile ilgili hastalıklar oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkeler arasında majör depresyon, sakatlığa yol açan nedenler arasında belirgin derecede yüksek bir paya sahiptir. Bu tip hastalıkların sıralamasında manik-depresif hastalıklar, obsesif-kompulsif (takıntılı) bozukluklar ve şizofreni üst seviyelerde yer almaktadır.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.