Header Ads

Tırnak batmasından korkmanıza gerek yok


Tırnak batması her yıl halkın %5 inde görülen, ağrılı bir rahatsızlıktır. Bugüne kadar hekimlerin tüm hastalara direkt olarak tırnak çekimi ya da benzeri operasyonlar uygulaması, hastaları pedikür salonlarında tedavi alternatifi aramaya itmiştir.


Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Gülru Erdoğan, tırnak batması çeşitlerini anlattı. 

HER TIRNAK BATMASI AYNI ÖZELLİKLERİ TAŞIMAZ

Önceden hastalar bu ağrılı rahatsızlığın çabuk bir şekilde ağrısının geçirildiği, ameliyat, anestezi içermeyen ve günlük konforlarını bozmayan bir tıbbi yöntemin olmadığını düşünmekte idi.

Ancak son 10 yıldır yapılan pek çok çalışma ile aslında tüm tırnak batmalarının aynı olmadığı, değişik özellik ve yaş gruplarında görülen en az 3 farklı tip batmanın bulunduğu saptandı.


3 FARKLI TİPTE TIRNAK BATMASI MEVCUTTUR

İlk tip; adölesan ve çocuklarda görülen, tırnağın tamamen normal görünümde olduğu, hastalarda ayak terlemesi ya da tırnak kenarındaki cildin kabarık görünümlü olması şeklinde kendini gösteren genetik kaynaklı bir tırnak batmasıdır. Bazen ileri yaşlarda obezite ya da hamilelik gibi, fazla terlemeyi tetikleyen rahatsızlığı olanlarda da görülebilmektedir. İşte bu tiplerin tedavisi 1 hafta içinde tel uygulamamız ve beraberinde losyon kullanımı ile tırnak üzerindeki yükü alıp infalamasyonu baskıladığımız bir uygulama ile kolayca yapılabilmektedir.

İkinci tip genellikle halı sahada top oynarken, egzersiz sırasında, yanlış kesim ya da ayakkabı ile ilişkili ve genellikle tırnak kenarında bir kırık gelişen hastalarda görülür. Burada kırık ucu bulup, tırnağı hafif yukarı çeken telimiz ve losyon yardımı ile de şişlik ve inflamasyonun kontrolü ile tedavi kolaylıkla ağrısız ve ameliyatsız bir şekilde yapılabilmektedir.

Üçüncü tipte genellikle tırnakta yıllar içinde bir kalınlaşma gelişmektedir. Bu tip tırnak batmalarında, hastaların mantar ve vitamin düzeylerini kontrol ederek tel ile beraber tüm risk faktörlerini düzelttiğimizde birkaç ay içinde olumlu sonuçlar alabilmekteyiz.


Popülasyonun %10-20 sinde iğne fobisi şeklinde isimlendirilen, ağrıdan ziyada hastalarda iğne ile anestezi korkusu ile seyreden ve dolayısıyla hasaların yıllarca değişik alternatif yöntemleri denerken hekimlere başvurmasını engelleyen fobiyi de bu şekilde kontrol edebilmekteyiz.

Ayrıca ezbere mantar hapı ya da losyon kullanımının etkili olmadığını, varsa mantarın tipini tam olarak tespit etmenin ve ona uygun tedaviyi uygulamanın artık mümkün olduğunu hatırlatmak gerekir.
Blogger tarafından desteklenmektedir.